Soğuk Savaşın Bedeli, Barış Kenti Hatay’a Ödettirilmemelidir

Fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, insanın normal yaşantısını ve eylemlerini durduracak, kesintiye uğratacak, olanakların yetersiz kaldığı, doğal veya insan kökenli olaylara afet adı veriyoruz. Genelliklede afetleri deprem, sel, toprak kayması, büyük yangınlar gibi doğal afetler olarak algılıyoruz. Bugünlerde bir ilimiz var ki fiili olarak adeta bir ekonomik afet yaşıyor. İnsan kaynaklı ve dikkatsizlik, bilgisizlik sonucu büyük orman yangını olsa afet bölgesi ilan edilebilirdi. Deprem olsa Hatay’ın yaraları şimdiye sarılmıştı. Sel olsa yaz aylarında Giresun örneğinde gördüğümüz gibi afet bölgesi ilan edilmiş olurdu. Ekonomik destekler verilmiş, çiftçi borçları, sanayici kredileri ertelenmiş olurdu. Ancak gelin görün ki Hatay kendini bir anda adı konulmamış bir soğuk savaşın, siyasi gerginliğin merkezinde buldu. Şu an kadar ki gelişmelerden ziyade yaşanan olayların doğurduğu sonuçlar açısından Hatay ekonomisinin içinde bulunduğu durum ekonomik bir afeti olarak nitelenebilir. Hatay bugünlerde Suriye ile sınır komşusu olmanın sıkıntılarını ve bedelini adeta çok ağır ödüyor.

Hatay’da iflas etmemek için direnen esnaf, sanayici, tüccar manzaraları her geçen gün artıyor.  Ekonomiye can veren kanalların hepsi tıkanmış durumda. Ekonomik yaşam eski canlı günlerini arıyor. İstanbul’dan sonra en büyük taşımacılık filosu Hatay’da..Tırlar boş şekilde garajlarda bekliyor. Sınır ticareti ile sağlanan ekonomik canlılık yerini ölü toprağına terk etmiş. Günü birlik Suriye’ye gidip gelen taksici esnafı çaresiz durumda. Esnaf satış olmamasından dolayı şikâyetçi bazen siftah yapmadan kapatıyor kepenkleri. Daha birkaç ay öncesine kadar temel ihtiyaç maddeleri başta olmak üzere birçok mal sınırdan karşılıklı olarak geçmekteydi. Ancak artık sınır ticareti durma noktasında. Hatay’ın yanı sıra Kilis, Gaziantep, Mardin illeri ekonomisini de bu durumdan olumsuz etkileniyor. Esnafın kredi borcu, Bagkur ödemesi, SGK borçları ödemesi her geçen gün güçleşiyor. Bir umutla bunlarda erteleme bekliyorlar. Kredi çeken sanayici, yatırım yapan girişimci geri ödemelerinde çok zorlanıyor ve çaresiz durumdalar. Kredi borç ödemlerine kolaylıklar sağlanmasını bekliyorlar. Daha ne kadar dayanırlar bilinmez. İhracatçı iflas noktasına gelmiş. Turizm durma noktasında. Eskiden Hatay’ın kültürel, doğal, dinsel zenginliklerini görmeye gelen yabancıların artık geliş nedenleri çok farklı. Dinlerin buluştuğu, medeniyetlerin bir arada yaşadığı şehir bir anda aynı dinin insanlarının çatışmasından doğan karanlıktan en çok etkilenen yer oldu. Birkaç yıl öncesine kadar devlet büyükleri turizm ve dinlenme amaçlı Hatay’a gelirken ve girişimcileri yeni yatırımlar konusunda motive ederken bugün o yatırımları yapanlar adeta kendilerini yalnız bırakılmış hissediyor.

Daha iki yıl öncesinde Hatay’dan Suriye’ye 250 milyon dolar ihracat gerçekleşirken toplam ihracat 2 milyon doları bulurken bugün sınırdan geçen ticari mal ve hizmetlerin yerini arzu etmediğimiz şekilde silah, askeri malzeme ve kişiler aldığı yönünde haberler okuyoruz. Daha iki yıl öncesi Cilvegözü ve Yayladağı sınır kapılarından gelen ve giden kişi sayısı 2.5 milyon iken bugün bu rakam bir anda ¾ oranında azaldı ve durma noktasına geldi. Hatay’a neredeyse sadece savaştan kaçanlar ve muhalifler geliyor.

Aynı sorun Gaziantep içinde geçerli. Hatay, Urfa, Antep, Kilis’te benzer sorunlar yaşıyor. Gaziantep Suriye’ye yapılan ihracatın merkezi konumundaydı. Çok sayıda Gaziantepli yatırımcı Suriye’de yatırım yapmıştı ve hepsi şu an ne yapacağını bilmez durumdalar. Suriye içinde doğrudan yatırım yapan şirket sayısının yaklaşık 150 ve yatırımlarının miktarının 250-300 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Suriye ile serbest ticaret anlaşması sonrası artan ihracat ve karşılıklı ticari ilişkiler her iki ülkeyi fazlasıyla mutlu ederken ve Suriyeli turistler akın akın Türkiye’ye gelirken bir anda tüm manzara tam tersine döndü. Esnaf Perşembe’den pazara geliş gidiş yapan Suriyelileri, Bir gece Hatay’da konaklayıp Suriye’ye giden turları çok arıyor.

Bir başka konu Suriye’den kaçanların mal varlıklarını ve birikimlerini Türkiye’ye getirme gayretleri. Verilere göre son aylarda Hataylı yatırımcıların Borsa yatırımlarındaki artış dikkati çekiyor. Borsadaki 392 Milyon olan Hatay menşeli para miktarı 611 Milyon dolara çıkmış durumda. Benzer bir durum Gaziantep ve Şanlıurfa içinde geçerli. Benzer gelişmeler döviz mevduat hesaplarında da gözlemleniyor. Hatay ve Kilis de döviz mevduatları Türkiye ortalamasının üstünde artış gösteriyor.  İddialara bakılırsa Suriye’den gelen paralar komisyon karşılığı veya akrabalar aracılığıyla getiriliyor ve ve yine akrabalar aracılığı ile Türk banka sistemine giriyor.

Hatay medeniyetlerin buluştuğu, bugüne kadar hoşgörünün hâkim olduğu, huzur ve barışın kentidir. Bu ilimizin soğuk bir savaşla anılması başta Hataylıları rahatsız etmektedir. Son verilere göre, Türkiye’de 93 bin 576 Suriyeli sığınmacının sağlıklı koşullarda ülkelerine dönmeleri hepimizin arzusudur.  Başka bir arzumuz ise  “yurtta barış, dünyada barış” söyleminin en kısa sürede tesis edilmesidir. Son arzumuz ise Hatay ilinin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar nedeniyle acil olarak önlemlerin yaşama geçirilmesidir. Bu anlamsız gerginliğin ve savaş ortamının bedeli Hatay’a, Gaziantep’e ve bölgedeki diğer illerimize ödettirilmemelidir.