ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA: ŞAR
Şair A. Kutsi Tecer şiirinde “Orda bir köy var, uzakta o köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da o köy bizim köyümüzdür.” der. Bugün böyle bir köyden bahsedeceğim. Adana, Kahramanmaraş, Kayseri üçgenine sıkışmış hepsine de uzak kalmanın olumsuzluğu ile turizm’den nasibi alamamış Şarköy Adana ilinin Tufanbeyli ilçesine bağlıdır. Adana ‘ya 205 Kayseri’ye 160 ve K.Maraş’a 145 km. uzaklıktadır. Adana’ya bağlı olmasına rağmen ekonomik ve sosyal yaşam daha çok K.Maraş ve özelliklede Göksun ilçesi ile bağlantılı yürüyor. Bir anlamda Adana Şar’a, Şar Adana’ya uzaktan bakıyor.
Amasyalı Strabon’un “Coğrafya” adlı eserinde Şar’dan bahsederken M.Ö 50 ve M.S 60’lı yıllarda Şar’da 6 bin din görevlisi bulunduğunu yazar. Köye girer girmez geçmiş uygarlıların izleri sizleri karşılıyor. Şarköy tarihte önemli bir din merkezi olmuş. Hititler döneminde ana tanrıça Mağda Mater için yapılan törenlerin en büyüğü ve görkemlisi burada düzenlenmiş. Tarih boyunca Hitit, Roma, Bizans ve Ermeni dönemlerini yaşamış bir yerleşim yeri olmasına rağmen ayakta kalan ya da kalmaya çalışan eserlerin büyük bölümü Romalılara ve Bizanslılara ait.
Şarköy Romalılardan kalma tiyatro oldukça harap durumda bulunuyor. En çarpıcı manzara ise tiyatronun bir duvarının kullanılarak ev yapılmış olması bizim ülkemize özgü bir durum olsa gerek. Tiyatroda sadece yüksek bir duvar ve bazı merdivenler görülebiliyor. Merdiven altındaki vahşi hayvan barınakları ve mahzenler ise adeta kurtarılmayı ve yeniden can bulmayı bekliyor.
1945′te düşen bir yıldırımla kubbesini kaybetmiş olan Bizanslılardan kalma kilise başka bir muhteşem eser. İri yontulmuş taşlar büyük bir ustalık ürünü olarak sizi karşılıyor. Yerde bulunan taş bloklar, motifler meraklılarını beklerken kilisenin yüzyıllardır ayakta kalan duvarına boya ile yazı yazmak bize özgü bir durum olsa gerek. Kilise duvarlarında “Ayşe’ye Hayata Küskün “ “Ayşe İbo” , “Kahpe Felek” yazılarını görmek oldukça üzücü.
Ana Tanrıça Tapınağının bitki motifleriyle süslü ve büyük mermer blok taşlardan yapılmış 6 m. yüksekliğinde, 3 m. enindeki Alakapı, hiyeroglif yazıtlar, sütunlar ve yapı kalıntıları, kayalıklarda barınaklar ve kaya mezarları Şarköy’deki diğer zenginlikler. Bölgede bulunan bronz eserlerin büyük bir kısmı ise Adana müzesinde sergileniyor.
Şarköy’de Turizme dair bir yatırım veya faaliyet göremiyoruz. Ülkemizin sayılı tarihi ve kültürel değerlerinden birisi sessiz sedasız adeta hazin sonunu bekliyor. Sit alanı olması nedeniyle yeni bir yapı yapmak da mümkün değil. Eski yapılarda korunamadığından yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş durumda. Sıkça köyün yerinin değiştirilmesi ve korumalı bir alan haline getirilmesinden bahsedildiğini duyduk. Bir köylünün değişiyle “onlarca Vali gördüm. Hepsi köyün taşınacağını söyledi. Ama köy halen yerinde” derken yapılması gerekenler belli iken yapılamamasının çaresizliğini en güzel şekilde ifade ediyordu.
Köy özellikle teknolojinin ve ulaşım koşullarının gelişmediği dönemlerde ciddi şekilde kaçak kazılarla ve define aramalarına sahne olmuş. Neredeyse köyde yaşayan herkesin tarihi eserlerle ilgili bir anısı var. Büyük küçük herkes adeta bölgedeki tarihsel eserler konusunda uzmanlaşmış durumda. Dikkatimi çeken görüntülerden bir tanesi de tarihi taşların ve motiflerin köydeki evlerde, bahçe duvarlarında en azından bir parçasının bile olsa kullanılmış olması. Köy camisinin avlusundaki beton bir sütunun alt kısmında muhtemelen bir Roma döneminden kalma bir taş kullanılmış olması gördüklerimizden sonra şaşırtıcı gelmiyor. Tahrip edilen tarihe böylece gözlerimizle tanıklık ediyoruz. Neden buralarda kazı yapılmıyor, neden köydeki yerleşim alanı değiştirilip Şarköy açık hava müzesi yapılarak binlerce yerli yabancı turist buraya gelmiyor, getirilmiyor, bu köy turizm zengini bir köy olmasın diye sorular aklımdan geçirirken klasik savunmayı duyar gibi oluyorum. “Devletin ödeneği yok”. Şarköy ulaşımdaki uzaklığına ve zorluğuna rağmen mutlaka görülmesi gereken bir yer. Sizleri konuksever bir köy halkı karşılayacaktır.
Adana’nın önemli tarihi dokuları olan ve restore bekleyen Tepebağ, Magarsos, Misis, Anavarza, Şar Antik Kentinin turizm potansiyelinden faydalanmaması çok üzücüdür. Tarihi alanlara ve antik kentlere dünya mirası gözüyle bakarak korumak ve yaşatmak anlayışı yaygınlaşırken Adana’nın bu zenginliklerini toprak altında atıl bir şekilde tutması acı bir durumdur.