KEMAL SADIK
Kemal Sadık Gökçeli Muradiye’nin Ünseli köyünde başlayan yolculuğunda çok kültürlülükle tanıştı. 1.Dünya savaşı yıllarında ailesinin göçle geldiği Çukurova’nın adıyla özdeşleşeceğini nereden bilebilirdi.
Kemal Sadık’ı bekleyen zorluklar gelecekte ilham kaynağı olacaktı. Babası gözlerinin önünde öldürülünce yaşadıklarının etkisi ile uzun süre kekeme kalır. Pamuk Üretme Çiftliği’nde ırgat kâtipliği, Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk, Zirai Mücadele’de ırgatbaşlığı, Bahçe’de öğretmen vekilliği, pamuk tarlalarında, ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yapar. Ardından İstanbul günlerinde Elektrik şirketi günleri ve gazetecilik macerası kısaca yaşamın her alanında yoğrulan eşsiz bir deneyim zaman içinde onu Türk edebiyatının efsanesi, dünya edebiyatının en saygın isimlerinden biri haline getirdi.
Yaşamını yitirdiğinde ülke insanı kaybetmenin derin üzüntüsünü hissetti. Sosyal Medya’da pek çok kişi ülkede onun için yas ilan edilmesini istedi. Kemal Sadık yaşamı boyunca halkın içinde onların hikâyelerini anlatmıştı. Bu toprakların insanları onu sonsuzluğa uğurlarken aynı çağda yaşamış olmanın, tarihe beraber tanıklık etmenin mutluluğunu yüreğinde hissetti. Yaşamı boyunca başının sürekli girdiği devletin timsah gözyaşları ile yas tutmasına neyse ki tanıklık etmedik.
Der Spiegel dergisinde yayınlanan bir yazısı nedeniyle Yaşar Kemal, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanmıştı. Bu davadan aklandı. “Index on Censorship’te yayınlanan “Türkiye üzerinde Karabulut” başlıklı yazısı için 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Tutuklanmalar ona yabancı değildi. Daha 17.sinde siyasi nedenlerle tutuklanmıştı. Yazdıkça yargılandı, düşündükçe mahkemelerde hesap verdi. Yaşamı boyunca hayalini kurduğu o kültürel zenginliklerin barış ve huzur içinde demokratik bir zeminde yeşermesini maalesef göremedi.
Ne acıdır ki, yurtdışı tanıtım faaliyetine dansöz gönderen ülke 50 ülkede eserleri yayınlanmış bir edebiyatçısına hep tehdit unsuru olarak baktı. Her adımını, her yazısını, her sözcüğünü kuşkuyla izledi. “Türkiye “de mutlu musunuz?’ diye sorulduğunda Bir tek Çukurova “da traktör sürücüsüyken mutlu oldum cevabını vermişti. Kemal Sadık Gökçeli adı Cumhuriyet Gazetesi için Anadolu’yu karış karış gezerken mimlenmiş isminin olumsuz etkilerini azaltmak için kullanmaya başlamıştı. Adı Kemal olarak geldiği dünyadan soyadı Kemal olarak aramızdan ayrıldı.
O halkın sanatçısıydı ve orda yüzyıllar boyunca öyle kalacak. O bir aşıra yaklaşan yaşama tanıklığında tüm dünyaya Çukurova’yı anlattı. Şimdi, onu ve eserlerini tüm dünya ’ya anlatma, yazan, çizen, düşünenleri onun sevdiği Çukurova’da onun adı ile buluşturmak görevi ise Çukurovalılara düşüyor. Çukurovalılar Yaşar Kemal’i öyle bir yaşatmalıdır ki tüm dünya ‘ya örnek olmalıdır. Bunun için tüm Çukurova yüreğini ortaya koymalı ve harekete geçmelidir.